İstanbul’da bir muhasebe ofisinde çalışan Belgin, akşam mesai bitiminde telefonunun titremesiyle irkildi. Numara tanıdık değildi ama açtığında oğlunun sesini duydu — daha doğrusu duyduğunu sandığı sesi. “Anne, kaza yaptım, hastanedeyim, şu an konuşamıyorum, bir avukat arayacak seni.” Telefon kapandı. Beş dakika içinde “avukat” aradı, durumu açıkladı, hastane masrafları için acil para istedi. Belgin yıllarca anlattığı “telefonda banka bilgisi vermeyin” uyarılarını unutup paniğe kapıldı. Oğlunun sesini duymuştu; başka delile ihtiyacı yoktu. Yarım saat sonra 84.000 TL hesabından gitmişti. Oysa oğlu o saatte hâlâ ofisteydi, kazaya değil, akşam yemeğine gidiyordu.
Devamını oku